Posts tagged ‘euroleague’

Efes Pilsen – Power Electronics Valencia

Bu adam, Nikola Vujcic! Euroleague’in babalarından, ligin ağır abilerinden. Yaş 32 olunca kadrosunu revize eden Olympiacos’ta tutunamadı. Split’te antrenmanlarına devam etti. Efes Pilsen İstanbul’a 2-3 gün önce falan getirdi bu usta ismi. Geçen yıl 7 yabancının sıkıntısını çok çektiler ama Vujcic ismi çok başka. Bu isme ben bile itiraz etmem, bu demek değil ki Efes’in yabancı tercihleriyle ilgili bir yazı gelmicek. Vujcic bugün; takımla doğru düzgün çalışmamışken sırf basketbol fundamentalı ve basketbol zekasıyla efsane Maccabi günlerinden kesitler sundu. Bu büyük ustayı saygıyla selamlayarak maç yazısına dalıyorum.

Efes ilk periyotta şöyleydi, böyleydi diyemiyorum çünkü skytürk’ün rezil yayını periyotu izlememi engelledi. Siyah ekrandan arta kalan vakitte gözlemlediğim kadarıyla Efes hücumda kısırlık yaşıyordu. Bu dakikalarda savunmasıyla ayakta kaldı Efes. Perasovic ilk defa takımına bu kadar hakim ve oyuncularına süre konusunda adaletli davrandı. Kerem Tunçeri her zaman ki gibi maestro gibiydi; Thornton tartışmasız benim için maçın yıldızıydı. Maç sıkıştığı anlarda Efes savunmada sıkıntı yaşamaya meyilliyken, savunma rebolarını tek tek topladı Thornton. Rebolarının dışında hücumda ceza şutlarını affetmedi ve bire birleriyle Valencia savunmasını çaresiz bıraktı. Maçta momentum Efes lehine döndüyse ve Valencia oyundan düştüyse bunda en büyük pay Thornton’undu. Vujcic çok uzun süre almamasına rağmen oynadığı dakikalarda inanılmaz zekasını gösterdi, ayrıca mücadele olarak da elinden gelenin en iyisini verdi. Hatta oyunda değilken bile saha kenarından heyecanı rahatlıkla gözlenebiliyordu Vujcic’in. Igor Rakocevic iki ucu keskin bıçak; inanılmaz bir şutör ve hücumcu. Ama bunun yanında her saniye top kaybı yapabilecek bir adam Rakocevic. Kendisinin basketbol sözlüğünde üst üste iki dribbling top kaybına denk geliyor. Maç içersinde öyle iki an denk geldi ki daha pozisyon başlangıcında top Rako’nun elindeyken kardeşime top kaybı yapıcak dedim ve Rako beni mahçup etmedi! Halbuki böyle bir hücum yeteneği Tunçeri’ye ayak uydursa topu ona teslim etse, sadece perdelerden çıkıp şut bile atsa her maç 20 sayısı garanti. Roberts Partizan’dan geldiğini sonunda hatırladı, rakibin azman pivotlarına nefes aldırmazken guardlara alıştıktan sonra pick n roll’lerde etkili olacağını bir iki pozisyonda gözümüze soktu.

Son paragrafı Ender Arslan meselesi için açmak istiyorum. Ender’in kötü guard olduğunu sadece ben mi görüyorum bilmiyorum ama Perasovic’i bu konu üzerinden eleştirenleri anlamak mümkün değil. Coach Ender’le Tau’da da çalıştı ve tanıdığı bir isim. Ender kesinlikle o seviyelerin oyuncusu değil, takımda kalmasının nedeni de yabancı kısıtlaması nedeniyle Wisniewski’nin TBL’de oynayamayacak olması. Ender eleştirilerinin bir diğer özneside Wisniewski’nin bekleneni henüz verememiş olması.

Efes Pilsen maçı 20’nin üstünde bir farkla kazanabilecekken 79-63 bitirdi.

yazan: cnyvz

Ekim 27, 2010 at 7:58 pm 1 yorum

Şölen Başladı

Turkish Airlines Euroleague 2010-2011 sezonu muhteşem bir açılış maçıyla başladı. Sürprizi bol bir ilk haftayla karşıladı bizi Avrupa’nın en görkemli kupası. İzleyebildiğim maçlara kısaca değineyim.

Olympiacos BC – Real Madrid;

Net favori maçtan öncede zaten yunan temsilcisiydi. Ancak maç içersinde Ettore Messina’nın temsilcisi Real Madrid’in bu kadar sürklase olmasını beklemiyordum açıkcası. Olympiacos Spanoulis ve Nesterovic hamleleriyle keskin bir final four takımı olmuş. Rasho belli ki avrupa basketbolunu özlemiş. Spanoulis-Teodosic-Papaloukas gibi bir guard rotasyonuna sahip olan Coach Ivkovic maç içersinde sürekli tempoyu elinde tuttu. Real Madrid’de geçen sene üzülen ve üzen Messina, bu seneye tahmin edileceği gibi bol transferle girdi. Gelenler gidenler baş döndürürken, Madrid ekibi hala takım olamamanın acısını çekti. D’or Fischer ve Clay Tucker hamlelerini sene başında da anlamsız bulmuştum hala da anlamsız buluyorum. Bu oyuncular Messina sisteminin çarkı olamazlar. Bu maçta Messina’nın Velickovic ve Garbajosa’ya kısıtlı süreler vermesi dikkat çekti. Maç içersinde çılgın Olympiacos guard rotasyonuna karşı çokca Pablo Prigioni’yi aradılar. Sonuç olarak zaten favori olmadıkları maçta rakiplerini fazla zorlayamadılar. 82-66

Fenerbahçe Ülker – Lietuvos Rytas;

Temsilcimiz Fenerbahçe Ülker rakibinden zaten bir kaç gömlek üstün bir takım. Sarı lacivertliler kurdukları homojen ve etkili kadronun ekmeğini maç boyunca yediler. Daha ilk yarıda fark 20 kapısına dayandı. Rytas tipik Litvanya takımı, tempolu ve pasa dayalı bir düzenleri var. Ancak rakipleri de en az kendileri kadar tempodan nemalanan ve Ukic gibi açık alanda çok etkili bir point guardı olan Fenerbahçe olunca sürklase olmaları kaçınılmazdı. Fenerbahçe Ülker zaten net favori olduğu karşılaşmayı deyim yerindeyse terlemeden 86-69 kazandı.

Regal Barcelona – Cibona Zagreb;

Şampiyon şampiyon gibi başlamasa da, kendisine yakışır bir biçimde bitirdi maçı. Net favori Barcelona’ydı, ancak Ricky Rubio’nun inanılmaz hataları oyun kapasitelerini bazı anlarda neredeyse 2 kademe aşağıya çekiyor. Rubio özel bir adam, onu çok dikkatli kullanmak lazım. Pascual’ın bunu yapabildiğine inanmıyorum açıkcası. Beklediğimin aksine oldukça düşük skorlu geçen ilk yarıdan sonra Barcelona kendisini buldu ve farka koştu. Ama çok önemli bir konu var; Barca geçen sene daha yenilmez daha sağlam bir takım gibi görünüyordu. Bu sene ise zaafları olan ve yenilebilecek bir ekip gibi duruyorlar. Açık alanda yine Avrupa’nın en etkili takımılar ama iş yarı sahaya kaldı mı zorlanıyorlar. Kosta Perovic hamlesi ise skandaldan ötedir benim için. Cibona ise malesef ligin sırıtan takımlarından. Bir efsanenin kaynak yönetememe yüzünden bu hale gelmesi gerçekten üzücü. Maçın skoru 80-66.

CSKA Moskova – AJ Milano;

Haftanın sürprizlerinden biride bu maçta yaşandı. İtalyan takımı özellikle ilk yarıda inanılmaz şut soktu. Herkes attı, hele ikinci çeyrekte öyle bir yüzdeleri vardı ki Coach Bucchi bile 3 atacak sandım. İki yıldır Avrupa’da Partizan’la fırtınalar estiren Dusko ‘Dules’ Vujosevic’in kenarda çaresiz gözlerle maçı izlemesi içimi acıtan bir detaydı. Onun dışında Rus oyuncuların ağırlıkta olduğu bir kadro kurmaya çalışan CSKA eski korkutuculuğunda değil. Çok değil daha bir kaç sene evvel ligin abilerini evinden farklarla gönderen CSKA artık yenilmezliğini kaybetmiş ve final four seviyesinin bir basamak altına inmiş. İtalyan ekibi AJ Milano 3 yıldır yaptığı hamlelerin ve harcadığı paraların karşılığını bu sene F8 olarak alacak gibi. Ayrıca Siena’yı henüz izlememe rağmen ligde artık yalnız olmadıklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Maçın skoru 73-88

Union Olimpija – Efes Pilsen;

Bir Efes Pilsen sempatizanı olarak canımı acıtan karşılaşma. Efes Pilsen’deki yönetememe sıkıntısı coaching hataları ve kadro zaafiyeti hakkında sabaha kadar yazabilirim. Kısaca maç üzerinden değinelim. Efes Pilsen sert bir centerı olmadan bu ligde maç kazanamaz, bu net biçimde görüldü. Grubun en zayıf takımı tartışmasız Olimpija, ama onlar bile Efes pota altını Pinkley ile delik deşik etti. Bir kere Efes rakibini izlememiş, oyuncu özelliklerinden bi haberlerdi. Gregory’nin her pozisyonda savunmacısı içine girdi, halbuki Gregory asla istikrarlı şutu olmamış ve rakibini bu yönüyle asla tehdit edememiş bir oyuncu. Arada mesafe bırakılarak savunulsa Gregory’den o kadar ekstra basket yenmezdi, eminim. Coach Perasovic, Rakocevic’i saha içinde dizginleyemedikçe çok dizini döver. Rako’nun ki nasıl bir rahatlıktır bilmiyorum, onun gibi keskin bir şutör sırf perdelerden bile çıkıp şut arasa eminim çok daha faydalı oynar. Oynamaya çalıştığı lakayıt ikili oyunlar beni bile çıldırttı. Roberts ve Dudley kesinlikle bu seviyenin oyuncusu değil. Raduljica dönse bile oraya transfer şart. Roberts gibi 4 numaraya yakın bir oyuncu yerine; pivot ağırlıklı oynayabilecek bir yabancı alınsaydı belki de Efes Raduljica’nın sakatlığında bu kadar sıkıntıya düşmezdi. Ellerinde Dudley-Gönlüm-Nachbar gibi 4 numarayı layığıyla oynayabilcek adamlar varken, üstüne bir de Roberts’i almak kumar değilde ne? Olimpija maçına dönersek; rakibin en efektif point guardı Ilievski normal sürede 8 dakika ve iki uzatma olmak üzere toplam 18 dakika 4 faulle oynadı. Perasovic tek bir oyun bile çizmedi üstüne, oyundan attırmak için. Sonunda da Ilievski, Jagodnik’le beraber canımızı yaktı. Maçın skoru 95-90.

Haftanın bütün skorları;

Group A Stats  
BC Khimki vs.Asseco Prokom 82-76  
Zalgiris vs. Partizan mt:s 73-62  
Caja Laboral vs. Maccabi Electra 94-78  
Group B Stats  
Olympiacos vs.Real Madrid 82-66  
Virtus Roma vs. Brose Baskets 83-65  
Unicaja vs. Spirou Charleroi 84-73  
Group C Stats  
Fenerbahce Ulker vs. Lietuvos R. 86-69  
Regal Barcelona vs. Cibona 80-66  
Montepaschi vs. Cholet Basket 76-44  
Group D Stats  
Union Olimpija vs. Efes Pilsen 95-90  
CSKA Moscow vs. AJ Milano 73-88  
Power Elec. vs. Panathinaikos 56-72  

 Skorlar Euroleague’in resmi sitesinden alınmıştır. Takım ve skor üstlerine tıklayarak resmi sitede ilgili sayfalara gidilebilir.

yazan: cnyvz

Ekim 22, 2010 at 9:15 pm Yorum bırakın


Haziran 2017
P S Ç P C C P
« Şub    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

İRTİBAT

tamsahablog@gmail.com

Twitter

follow me

sahaya giren

  • 77,691 kişiden birisin!

Yazar Arşivi

Doctor

best

best