Kuş Bakışı 12 Dev Adam

Eylül 6, 2010 at 5:10 pm 6 yorum

 

Şampiyona başlamadan evvel bu kadrodan ve teknik heyetten pek umudum yoktu açıkcası. Biz Galatasaraylıların meşhur bir lafı vardır ‘’ Rapid maçıyla başladık’’ diye. İşte 12 Dev Adam’da Fildişi maçıyla başladı. Benim haricimde herkes bu takımdan oldukça umutluydu. Benim elimde ise umut beslememek için net veriler mevcuttu. Mevcut coaching ve federasyonla homojen bir yapı sağlanıp emin adımlarla başarıya yürülebileceğine inanmıyordum.

Herkes Tanjevic ve ekibinin turnuvalarda başarılı olduğunu savunuyordu. Ben ise aksine turnuvalarda başarısız olduğumuzu düşünüyordum. Tanjevic ile gidilen turnuvalarda alınan kazanılan dereceler aşağıdaki gibidir;

2005 Avrupa Basketbol Şampiyonası: 16 takımlı turnuvada 12. olduk

2006 Dünya Basketbol Şampiyonası: 24 Takım içinde 6. olduk

2007 Avrupa Basketbol Şampiyonası: 16 Takım içinde 12. olduk

2008 Olimpiyat Oyunları: Katılamadık

2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası: 16 Takım içinde 8. olduk.

Görüldüğü gibi hiçbir turnuvada çeyrek final ötesini görememişiz. 1952’den beri Olimpiyatlarda yokuz. Kimse kusura bakmasın ama Dünya Şampiyonasında 6.lık benim açımdan başarı değildir. Potansiyelsiz genç bir takım oluruz tamam ama biz tarihimizin en iyi jenerasyonuyla bunları yapabiliyorsak kimse başarıdan bahsetmesin.

Bugüne dönelim;

Turnuva Fildişi maçıyla başladı. İyi savunma zayıf rakip bileşeniyle rahat bi galibiyet aldık. Arkasından Rusya maçına çıktık, Blatt’ın takımı önemli oyuncularından yoksun gelmişti buraya. Burada olmasına rağmen de Khryapa’yı bizim maçta kullanamıcaklardı. Ayrıca en önemli kısaları Ponkrashov’da formsuzdu. Bütün bunları alt alta yazınca kazanmamız gereken maçı kazandık ve yolumuza devam ettik. Üçüncü maçımız grubun 1 numaralı favorisi Yunanistan’laydı. Zone’a oldukça tepeden başlamak ve ayakların üstünde kalmak Yunanistan maçının anahtarıydı. Savunmamızın delindiği pozisyonlarda ise Yunanlar gerek boş şutlardan gerekse ikili oyunlardan faydalanamadı ve rahat bir galibiyet aldık. Bu maçın önemi hem turnuva genelindeki rakiplere mesaj vermek, hemde Rus maçının ardından rehavet yaşamadan yolumuza devam etmekti ve başardık. Porto Riko maçında diğer maçlara oranla daha kötü görünsekte rahat tempoda maç kazanabileceğimizi gösterdik. Rakipte bize bela olabilecek tek oyuncu Barea oldukça yorgundu ve bizde Onan’la çok iyi kilitledik. Maç o kadar rahat tempoda oynandı ki Ersan İlyasova basketbolun doğrularına ihanet ederek saçma bir şut kullandı. Porto Riko daha tecrubeli bir takım olsa bize unutamayacağımız bir sürpriz yapabilirdi. Son maçımızı Çin’le oynadık. Rakip 4.lüğü bizde liderliği garantileyince formalite maçı oynandı. Az süre alan oyuncularımız oynama fırsatı buldu ve ezici bir galibiyet alarak ikinci tura moralli çıktık.

2.Tur Rakip Fransa;

Fransa gruplara İspanya galibiyetiyle sükseli bir başlangıç yapsa da devamını getirememiş ve son maçında lakayıtlığı sonucu Yeni Zelanda’ya 12 sayı farkla mağlup olarak rakibimiz oldu. Maçın düşük skorlu ve savunmaların konuşacağı bir karşılaşma olmasını bekliyordum ama Fransa hiçbir hamlemize cevap veremedi ve tarihi bir mağlubiyet aldı. En önemli oyuncuları De Colo-Gelebale-Batum-Pietrus’tan istedikleri verimi alamadılar. Rakipte ayakta kalan tek isim Diaw oldu. Bizde ise Hido’nun muhteşem oyunu ayakta alkışlanırken, Sinan Güler ve Kerem Tunçeri’de çok üst düzey oynadılar. Yalnız gerek grup gerekse bu maçta dikkatimi çeken detay; tempo düşükken yarı sahada hiçbir şey üretememiz. Her hücum el üstü atışlara kalıyoruz ve ilginçtir atışların zorluk katsayısı yükseldikçe isabet oranımız da aynı oranda yükseliyor. Sete sette üst düzey post oyunu olan uzunumuz olmadığı için sıkıntı yaşamamız kaçınılmaz gibi duruyor. Ancak bu eksiğimizi pick n rollerde agresif bir şekilde potaya giderek ve penetre edip boş şut yaratarak giderebiliriz. Biz bunları çok az uyguladık.

Çeyrek Final Rakip Slovenya;

Turnuva başından beri milli takımımızla birlikte en sıkı takip ettiğim takım Slovenya. Hatta öyle sıkı takip ediyorum ki neredeyse fan’ıyım diyebilirim. Taraftarlarının bağlılığı,takımın yüreği,oynadıkları ders niteliğindeki basketbol  en önemlisi motivasyonları ve basketbol tutkuları beni kendilerine bağlayan detaylar. Buraya gelirken Nesterovic ve Lorbek gibi iki önemli uzunlarını getiremediler ancak Brezec sınırlı kapasitesini yüreğiyle birleştirip önemli işler yaptı. Diğer uzunlarıysa tanıdık bir isim Vidmar. Beno Udrih hazırlık kampı boyunca Lakovic’in kendisinden fazla süre almasından şikeyet etti ve kamptan ayrıldı. Coach Memi Becirovic ekolünün başarılı temsilcilerinden. Guardları Dragic-Lakovic oldukça formda. Bence en önemli oyuncuları olan Boki Nachbar ise bu turnuvada çok fit ve motive. Yedekten gelip her şart altında takıma maksimum katkı veren Klobucar ve Slokar gibi oyuncuları var.

Hepsinden önemlisi de tam bir takımlar. Çok doğru basketbol oynuyorlar ve oyunun her iki alanında da birlikte hareket ediyorlar. Biz keskin bir savunma takımıyız, iyi bir savunmamız bizi ciddi manada yukarı taşıyabiliyorken; Slovenler bizden bir level aşağıda bir savunma ve bir level yukarıda bir hücum takımı. Dengeli ve güçlü bir ekip, sahada ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar ve her kilidi açacak anahtarlara sahipler.

Maçtaki kritik eşleşmeler;

Dragic – Tunçeri

Lakovic – Onan

Nachbar – Türkoğlu

Bu eşleşmelerde rakibini hücumda yavaşlatan kazanır.

Son olarak şunu ekleyeyim yazıma; bu maç finalin adı ne olursa olsun turnuvadaki en güzel maç olacak. İspanya Sırbistan Abd’nin olduğu yerde erken final demek haksızlık olur ama finalden güzel olacağını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Çarşamba akşamı için bütün işlerinizi iptal edin ve 12 Dev Adam’ın en az kadar kendileri kadar dev olan Slovenler’le oynayacağı maçı kaçırmayın.

Yazıyı sonlandırmadan önce blog ekibine yeni katılan arkadaşlara hoş geldiniz diyorum. Herkesin bilgisi ve ekleyeceği yazılar bizler için çok önemli. Yeni gelenlerin hepsi birbirinden kıymetli ancak bir kişiye özel paragraf açmam lazım; thisisthebesttillwedobetter.. Üstadımla aynı blog ortamında yer almaktan duyduğum memnuniyeti kelimelere dökmem mümkün değil. Kendisi gerek sözlük ortamında gerekse diğer ortamlarda en saygı duyduğum insanların başında gelir. Engin bilgisinden faydalanmak çok güzel olacak. Aramıza hoş geldin ağabey..

Reklamlar

Entry filed under: Basketbol, can yavuz.

Hesaplaşma Zamanı Arjantin – Brezilya Maçının Ardından

6 Yorum Add your own

  • 1. thisisthebesttillwedobetter  |  Eylül 6, 2010, 6:55 pm

    hoşbuldum kardeşim, ben de senin gibi basketbol bilgisi üst düzey bir yazarla aynı yerde yazıyor olmaktan dolayı çok mutluyum. diğer arkadaşlara futbol konusunda eşlik edemeyecek olsam da basketbol ile ilgili yazmaya çalışacağım.

    Cevapla
  • 2. saunders  |  Eylül 6, 2010, 7:57 pm

    Tanjeviç’in pek konuşulmuyor olması size de güzel gelmiyor mu bu şampiyona da. enteresan işlere ne kadar az kalkışırsa takım bir o kadar çılgın atmakta.
    eurobasket 2009 da slovenya’yla yaptığımız maçı hatırlarsak (69-67 kaybetmiştik) slovenya takımının (sergen yalçın gibi oldu :) ) turnuva boyunca sayı ve rebound lideri e. lorbek’i (16.4 sayı, 7.4 reb.) kilitleyerek (6 sayı 6 reb. ile oynamıştı), lakoviç i 12 sayıda tutarak azımsanmayacak bir iş yapmıştık ancak her müsabakada olduğu gibi bu oyunda da yediğinden fazlasını atmak gerektiği ve atamadığımız için yenilmiştik. şimdi son turnuvada takımın sayı ve rebound lideri olan yani en önemli oyuncusu diyelim biz bu kişiye :) e. lorbek yoksunu bir sloven takımına en az türkiye-yunanistan maçındaki savunma anlayışıyla ve turnuva boyunca sayı atma üretkenliğini sağlayabilmemiz halinde zor olarak görülen maçı çok rahat kazanabileceğimizi varsaymaktayım.
    yeter ki Fransa maçındaki (olmayan) savunma anlayışından uzak duralım. yoksa lakoviç’e “iyi vurur” mantalitesiyle yaklaşırsak vay halimize…

    Cevapla
    • 3. thisisthebesttillwedobetter  |  Eylül 6, 2010, 8:25 pm

      slovenya karşısında eğer alan savunması yapılacaksa bunun çok dikkatli yapılması lazım. her ne kadar pota altında slovenlerden kağıt üstünde üstünsek de, dış atışlarda bizden iyi oldukları kesin. boş atış bırakırsak (fransa maçındaki gibi) cezayı keserler. lakovic’e gelince, başına ömer onan veya sinan güleri verip hayata küstürmek şart gibi görünüyor.

      Cevapla
      • 4. thisisthebesttillwedobetter  |  Eylül 6, 2010, 8:40 pm

        bu arada tanjevic demişkeni fransa maçının son periyodunda tutamadı kendini yine yaptı yapacağını. beş değiştirmek ne demek ya :)

  • 5. cnyvz  |  Eylül 6, 2010, 9:07 pm

    yorumlara kesinlikle katılmakla beraber şunu eklemek istiyorum; bu slovenlere mümkün olduğunca zone yapmamalıyız. yaparsakta bu kadar tepeden başlamamalıyız. yazıda slovenler her kilidi açabilir derken bunu belirtmek istemiştim. men to men’e en disiplinli ve akılcı hücum eden takım bu turnuvada. alan savunmasına ise ekolleri gereği her tür cezayı keserler. takımımız çok ciddi bi sınava çıkacak. gerekirse tunçeri’nin sürelerinden çalarak onan-güler ikilisini mümkün olduğunca sahada tutmalıyız. lakovic-dragic-nachbar-zupon-brezec beşi çok formda. bir de adamlar gerçekten motive ve tutkulu.

    Cevapla
    • 6. thisisthebesttillwedobetter  |  Eylül 7, 2010, 4:12 am

      bir de şu var; şimdiye kadar, salonda seyircileri ağırlıkta olduğu için seyirci desteğini arkalarına alabildiler. bizim maçta seyirci olarak üstün taraf biz olacağız. her ne kadar sloven seyircisine hayran kaldıysam da bu sefer onlar için üzgünüm. en azından ıslığa boğacağızdır onları.

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Eylül 2010
P S Ç P C C P
« Ağu   Eki »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

İRTİBAT

tamsahablog@gmail.com

Twitter

follow me

sahaya giren

  • 78.140 kişiden birisin!

Yazar Arşivi

Doctor

best

best

%d blogcu bunu beğendi: