Archive for Temmuz, 2010

Evet

 

Yerde su birikintileri vardır. Nemlidir hava.. Toprak ile suyun buluşmasında çamurlaşmalar başlamıştır ister istemez…
Elde yoktur karşı koymak için bir silahın. Ellerini ovarak seni bekleyen tahrik edicilerin vardır karşı kaldırımda. Yerler yine pis, yine çamur…
Sabah olsun istemezsin. İstemezsin çünkü bu yollardan daha önce de geçtin ve zahmetini biliyorsun. Akabinde sıkılıyorsun. Bunları düşünürken derinden çekilen birkaç nefes ve artık uykudasın… Camdan, perdenin arkasından odaya yansıyan bir parlaklık ile uyanırsın. Gözlerin hafif kısıktır… Perdenin altından kafanı çıkarıp dışarıya şöyle bir göz atarsın. Şaşırırsın, sevinirsin. Güzel bir hissiyat verir insana…  Bembeyaz, ışıl ışıl, tertemiz bir örtü vardır yerlerde…

 

Bahsi geçen takım galatasaray’dır. Sevenini üzmez, bir çıkış yolu hep vardır. Zaten kar kış, yağmur çamur henüz uğramadı bizim yuvamıza. Yersiz ithamlar hiç yakışmıyor bizlere.. Kaldı ki yağmur da olur, çamur da olur. Havaların soğukluğunu ensemizde hissedebiliriz. Fakat korkmaya lüzum da yoktur. Biliyoruz ki o kar yağacak, pisliğin üzeri örtülecek. Bahar gelince örtü kalkar ve pislik kalmaz. Kalıcı değildir yaşanılan aksilikler. Galatasaray böyle bir şeydir işte. Uzun bir süre örter tüm tarihi. Bir bahar gecesi yeniden canlanır…

Temmuz 31, 2010 at 5:23 pm Yorum bırakın

Lorik Cana

Tek isteğim var senden Lorik Cana; SAHADAKİ BİZ OL !

Temmuz 8, 2010 at 7:53 pm Yorum bırakın

Galatasaray Yönetimi

Çok salladım kendilerine dost meclislerinde yalan yok. Aslında hala da kalbim doğrulmuş değil, nedenini yazımda belirticem. Öncelikle son iki haftadaki gelişmeleri ele alalım.

Ben her zaman Adnan Polat ve ekibine güvenen bir taraftardım, ancak Haldun Üstünel’in istifası bu güvenimi ve sevgimi zedeledi. Haldun bizden birisiydi, taraftardı, profesyonelliğe inat Haldun Üstünel’di. O gidince bir umutsuzluk havası çöktü camiaya ve taraftara. İster istemez ben de etkilendim bu havadan. Adnan Sezgin üzerinden iğrenç espriler yaptım arkadaşlarla. Haldun’ un vedası kolay olmadı gönlümde. O sadece transfer yapan, herkesin hayran olduğu at kuyruklu değildi benim için; bir taraftarın modern yönetici siluetine bürünmüş haliydi. Haldun Üstünel’ i hep Galatasaray’ ın vizyonu olarak lanse ettim kendime ve çevreme.  İşte o Haldun Üstünel gidince sandım ki bittik biz. Bir de üstüne Abdul Kader Keita satılınca yönetime öfkem bir kat daha arttı.

Başkan basın toplantısı yapmış bugün, izlemedim. Aklı başında şeyler söylemiş. Galatasaray başkanına yakışır söylemlerde bulunmuş. En azından basına ‘ben sizi dövüyor muyum?’ diye sormamış. Hem de haketmelerine rağmen..

Keita’nın satıldığı haberini iş arkadaşlarımdan aldım. Değere baktım 8.150.000 € yazıyordu. O anda yönetimi vizyonsuzlukla suçladım, nedeni Keita’nın satılması değil, aldıkları değere futbolcu satmalarıydı. Ancak öğrendim ki Lyon’ a ödenecek olan 5.6 milyon €’yu da Katar kulübü ödeyecekmiş. Bütün bunları alt alta yazınca yaklaşık 14 milyon €’ luk bir değer ortaya çıkıyor ki; bu da yeterlidir nazarımda. Bir şok dalgası vurdu taraftarı, yönetim sessiz taraftar öfkeliydi. Transfer için adı geçen adamlar taraftarı mutlu edecek gibi görünmemekteydi. Tam bu noktada yine ters köşe oldu taraftar. Gelen isim Lorik Cana oldu.

Yönetimde kafamı kurcalayan başka gelişmeler de var; mesela Haldun Üstünel’ in istifası. Bu denli herkesin sevgilisi olmuş, açığı olmayan, taraftarıyla barışık ve vizyon sahibi bir yönetici bu şekilde ayrılmamalıydı. Bu ayrılıkla ilgili herkes bir teori attı ortaya, benim teorim ise; Yiğit Şardan üzerine kurulu. Son seçimde Adnan Öztürk lise topluluğunun açık desteğini arkasına almışken, Polat liste çalışmalarına devam etmekteydi. Bu noktada Adnan Polat lise oylarından pay alabilmek için Yiğit Şardan’ la bence açık bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma; Şardan’ın Polat’ın listesinden seçime girmesi üzerine kuruluydu. Bilenler bilir, Özhan Başkan ikinci döneminde benzer bir anlaşmayla Polat’ı listesine alarak seçimi kazanmıştı. Şimdi de Polat Şardan’ı alarak kazandı. Karşılığında da bir sonra ki dönemde Şardan’ı desteklerek başkan yapacak şekilde bir anlaşma içerisine girdi bu ikili. Peki taraftar ve camia Haldun Üstünel’ i başkan olarak görmek istermiydi. Bence en az Yiğit Şardan kadar isterdi. Tam bu noktada Yiğit Şardan Polat’tan aldığı destekle Üstünel’i devre dışı bıraktı. Böylece güçlü bir rakibini elemiş oldu. Hemde daha seçime 2 yıl varken. ( bu tamamen şahsi komplo teorimdir )

Birde basketbol şubesinin durumu var önümüzde. Oktay Mahmuti hamlesiyle heyecana kapılmıştık ancak malesef çabuk durulduk. Durmamak takımı takviye etmek lazım, hemde ligdeki rakipler tarihlerinin en güçlü kadrolarını kurmak için çabalarken. Bu durgunluk bu suskunluk bize yakışmıyor. Yerli yabancı çok önemli isimler almamız gerekmekte.

Artısıyla eksisiyle yönetim değerlendirmem bu şekilde. Elbette hatalar yapılacaktır ancak bu hataları minimuma çekmek, ekip çalışmasını unutmamak, her branşta scoutinge yeterli önemi vermek kulübümüzü hakettiği noktalara daha çabuk taşıyacaktır. Bütün bunların ışığında yönetimden ilk beklentim Galatasaray’ı futbol kulübü değil, spor kulübü olarak yönetmeleridir.

Temmuz 8, 2010 at 7:24 pm 1 yorum


Temmuz 2010
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

İRTİBAT

tamsahablog@gmail.com

Twitter

follow me

sahaya giren

  • 77,637 kişiden birisin!

Yazar Arşivi

Doctor

best

best