Maskeli Balo

Kasım 6, 2009 at 2:35 am 2 yorum

58832202

Mehmet Demirkol, Fuat Akdağ ile birlikte spor servisi programında  Ercan Saatçi ve Metin Özülkü’nün yaptıkları terbiyesizliğe Hürriyet Gazetesinin yer vermesini eleştirmiş. Ve bunlar Türk spor basınının meselesi olmamalı, adam(!) özür diledi bitti daha ne yapsın kendini binadan mı atsın diye sormuş. Yani diyor ki kısaca, adam(!) alt tarafı  ” koskoca bir kulübe” küfür ediyor ne var bunda bu kadar büyütecek? İlginç gerçekten. Evet ilgiyle takip ediyorum kendisini. Yine olaya tam da beklediğim üzere hani spor servisi’nde çok ciddi mevzularda bile yapıştırıverdiği kahkahası gibi ”amaaan canıımm sizzdeee” tavrıyla yaklaşmış. Terbiyesizliği yapanların kendilerini savunurken kullandıkları argümana o da katılıyordur ve ondan önemli görmüyordur bu kadar belki. Hani şu herkes kendi arasında böyle küfür ediyor muhabbeti. Yani Sayın Demirkol Türk spor basınının uğraşması gereken bir konu değil derken belki de bunu anlatmaya çalışıyordur bize. ”Hepimiz küfür ediyoruz canım adam(!) da Fenerbahçe tv de etmiş işte ne ilgilendirir bu basını.” Güzel gerçekten bu tavır güzel. Konuya getirdiği bakış açısı daha da güzel(!)

Şimdi ben cidden anlamıyorum. Düşünüyor düşünüyor içinden çıkamıyorum. Durum cidden bu kadar basit mi? Bu kadar sığ bir hadise mi olanlar? Böyle bir boşverelim gitsinci tepkiyi mi hakediyor sadece? Ben Galatasaraylıyım diye mi böyle ağırıma gidiyor? Ben bugün Galatasaraylı olmasaydım yine de utanç duyardım olaydan eminim. Evet duyardım. Koskoca bir camiadan bahsediyoruz. Koskoca! 104 yıllık bir çınardan, kültürden, Gündüz Kılıçlar, Metinler, Hagilerden, sarı-kırmızı bir aşktan bahsediyoruz. Evet hepsini geçtim milyonların aşkından bahsediyoruz. Adamın(!) biri geliyor aşık olduğuna küfrediyor. Ve adamın diğeri çıkıyor  ” ya abi ne kadar büyüttünüz” diyor. Bu küfrü eden zihniyet kadar bu yaklaşıma sahip zihniyetten de utanıyorum. Hayatta insan ne için yaşar ki? Sevdikleri, doğruları, inandıkları için değil mi? Bütün  bunları ayaklar altına alana olur canım böyle şeyler mi demeliyiz? Başkasını bilmem de benim midem buna müsait değil. Mehmet Demirkol gibi bu olayın büyütüldüğünü düşünen herkese söylüyorum. Hazmetme olayıdır bütün bunlar arkadaşlar! Siz hazmediyorsanız ne ala afiyet olsun, ben hazmedemiyorum! Aşık olduğuma kimse hakaret edemez, bu kadar basittir mevzu! Ederse de hukuki yönden girişimleri hakeder, varsa duyulan saygısı kaybeder, varsa sevgisi kaybeder, varsa gözümde itibarı kaybeder. ”Olur canım arada olur” la kurtulamaz! Neymiş ne kadar da büyütmüşmüşüz. Ha bir de  kamera yayında değildi, kendi aralarındaki bir geyikti falandı filandı diye bir sürü saçmalık dolaşıyor ortalıkta. Böyle savunma mı olur Allah aşkına? Burası koskoca bir televizyon kanalı ve o anda çekim yapılıyor. Bu ortam mı geyik çevirdikleri ortamları? Yok mudur yaptıkları işin bir ahlakı, usulü? Sonuçta kayıt altına alınıyor çıkıyor işte ortaya. Özrü kabahatinden büyük. Ayrıca hiçbirimiz salak değiliz.  Ne derece umursamaz oldukları elli metre öteden anlaşılıyor. Adamlar(!) küfrü ettikten sonra bayanlar da seyrediyor keselim bu kısmı diyorlar. Yani sadece bayanların duyması problem olabilir gerisi teferruat. Bu kadar rahat adamlar(!) ertesinde çıkıp özelimiz çalındı ayıptır deme yüzsüzlüğünde bulunabiliyorlar. İşte sonra adamın biri gene çıkıyor bu olay Türk spor basınını alakadar etmez diyor. Kendi arasında etmiş diyip geçmeli ve bu zat-ı muhteremin dediği gibi  hadiseyi basınla ilişkilendirmemeli miyim? Bir spor kulübünün televizyonundaki laubalilik, saygısızlık, boşboğazlık, rahatsız edici düzeydeki rahatlık, sınırsızlık; bütün bunları yapan bir gazetenin spor müdürüyken hem de nasıl ilgilendirmiyor spor basınını. Nasıl iki kelam edilip kınanmayı göstermelikte olsa haketmiyor?

Mehmet Demirkol’un bu küfür olayına yaklaşımı beni hiç şaşırtmadı açıkçası. Şaşırdığımdan değil yani bu yazıyı yazışım. Benim için artık bir klişe oldu. Ama hala Demirkol’a nasıl desem bir Uğur Meleke muamelesi yapan, onla bir tutanlara da bir nebze ışık olur mu acaba diye yazıyorum. Demirkol benim asla samimi bulmadığım bir yazar. Ve tutarsız bulduğum.. 2007 yılında Macaristan maçı sonrası Emre Belözoğlu basın mensuplarına malum hareketi yaptı. Bugün edilen küfre takmayın kafanıza fazla diye yaklaşan Mehmet Demirkol o dönem başka bir hakaret olayına nasıl yaklaştı dersiniz? Tepkilerin en büyüğünü gösterdi. Ona göre bu adam milli takımdan derhal uzaklıştırılmalı idi. Kaptan olması ise utanç verici bir olaydı, olamazdı. Yazdıkça yazdı. Hadiseden günler sonra, aylar sonra yazdı. Olay öyle bir raddeye geldi ki Emre B. adını maç yazılarında kullanmaz oldu. Terbiyesizliğin kaptanı diye hitap etti. Ve evet Emre de tıpkı Ercan Saatçi gibi özür dilemişti. Ama sanırım durum farklıydı o zamanlar Demirkol için. Vurmaya devam etti. Ne kadar büyüttünüz yahu intihar mı etsin bu adam ne yapsın, özür diledi bitti işte demedi. Tek bir eleştiri yazısıyla yetinmedi vurdukça vurdu. Öyle ki Emre’nin babası artık yeter oğlumun yüzü sivilcelerle doldu stresten dedi. Vurmayın artık tamam öldü diye haber verdi. Bu Türk spor basınının ilgi alanından daha çok Demirkol’un ilgi alanındaydı. Şimdi kimse bana, ama aynı şey değil Emre basına hareket çekti demesin. Ne yani Emre basından birine hareket çekince terbiyesizlik, basın ayağa, kınamalar havada ardı ardına patlıyor; Ercan Saatçi koskoca(!)Hürriyet’in spor müdürü olarak Galatasaray’a küfredince olur öyle arada, boşver bizi ilgilendirmez, geyik o ablası geyik takılma oluyor! Basın yalnızca kendine edilen hakaretlere ses çıkarıyor, diğerlerinde konuyu uzatmamamız gerektiğini hatırlatıp arkadaşlar kapatalım diyor. Bu iki durumda ne fark var ki? Ayıpsa aynı ayıp. Hakareti basın yiyince mi basını ilgilendirir sadece? Peki hakaret eden basından biriyse, hakareti yiyen bir kulüpse? Öyle olduğu vakit hiç sorun teşkil etmiyor, spor basınını ilgilendirmiyor bile. Ne güzel dünya ya! Her şey ne sahte, ne kadar yapmacık, çıkar üzerine kurulu. Unutulur ama bu tutarsızlıklar da diğerleri gibi. Tutarsızlıklar bir değil iki değil zaten. Baksanıza artık Demirkol için ”Fenerbahçeli” Emre terbiyesizliğin kaptanı değil Cantona, aykırı bir yıldız…  O unutmuş bile dünü. Hayat enteresan gerçekten. Nereden nereye gelmiş. Emre yaptığı ve yapma eğilimindeki her vukuatıyla, saha içi eşkıyalıkları ile Demirkol’un nazarında anlamaya çalışmamız gereken bir sıradışı futbolcu bundan böyle! 2 yıl önce ise galiba sıradandı her şey şu fani dünyada!  Ya da artık o Emre tam olması gereken yerde duruyor. Yani artık Galatasaraylı sıfatını isminin önünde taşımıyor ve hedef tahtası olmaya çok uzak ne yaparsa yapsın. Fenerbahçeli artık çünkü ve daha bir anlaşılır olmalı.

Ercan saatçi’nin terbiyesizliğine yeterli tepkiyi vermeyen sadece Mehmet Demirkol değil elbet bunun da altını çizmeliyim. Şöyle bir medyaya göz attığınızda Mehmet Ali Birand’ından Ali Şen ve Oray Eğinlere kadar herkes olayın büyütüldüğünü söyleyip Ercan aslında şöyledir, Ercan aslında böyledir, iyi çocuktuur yaaa diye korumak için sıraya giriyor. Bu insanların dünyasında olaylar kişilere göre değerlendiriliyor. Bugün kara olan yarın bir güzel ak oluyor. Şu basın nasıl istiyorsa öyle oluşuyor insanların künyeleri. Bu terbiyesiz deniyor o terbiyesiz oluyor, bu ahlaklı akça pakça deniyor birden tertemiz kesiliyor o insan. Dünyaları böyle yanar döner. Kişiyi veya bir mevzuyu nasıl göstermek istedikleri, hangi konunun daha fazla konuşulmasını istedikleri mühim olan. Gerisi geliyor zaten ve bir güzel düzen dönüyor. Biz de kendimizi parçalıyoruz ”aslında 2 ay önce böyle demiştin şimdi böyle diyorsun” , ”dün kızıyordun aynı olaya bugün gülüp geçiyorsun ne iş” diye. Bu bir maskeli balo. Türk spor basının balosu.(Bir çok düzgün kalemi tenzih ediyorum tabii) Maskeli balonun sevgili misafirleri birbirlerinden hiç farkları olmadan dolaşıyorlar ortada. Tutarsızlıkları, samimiyetsizlikleri, ikiyüzlülükleri, çıkarcılıkları, ”renkli kalemleri” ve olağanca sahtelikleri ile salınıyorlar etrafta. Hepsini tanıyoruz ama tanınmadıklarını, binbir surata dönüşen hallerini maskelerinin arkasına gizleyebildiklerini sanıyorlar. Çehrelerini hiçbir maske örtemiyor artık şu zamanda halbuki. Mehmet Demirkol ise 1 mayıs 2009’daki Hacettepe Galatasaray maçının sonunda maç yorumu yapıyor görünerek saatlerce yenilgiyi Lincoln’nün bir no-look pasına yıkmaya çalışarak geçirdiği gün benim için tamamen tarih oldu. Saatlerce bir no-look pas üzerinden bir oyuncuya giydirmek ne derece akıl karıdır, hiç olmazsa insan daha elle tutulur bir sebep bulur inandırıcı olsun diye. Bu denli küçük hesaplarının içinde görünmez oldu Demirkol gözüme. Belki de daha çok görüyorum artık, diğerlerinin maskelerine rağmen yüzlerini görebildiğim gibi Demirkol’un da yüzünü maskesinden seçebiliyorum çünkü. Hala göremeyenler için istikrarlı bir şekilde haftada bir düşmekte maskesi kaçırmayın derim. Cidden çok sıkıldım balolarından da maskelerinden de. Hakikaten bitsin artık şu maskeli balo!

*” Tak etti canıma bu maskeli balo.

Ve onun sahte yüzleri…” Güzel şarkı dinlemekte fayda var.

Reklamlar

Entry filed under: 1. Tags: , .

2009 2010 Şampiyonlar Ligi El ile müdahale

2 Yorum Add your own

  • 1. coolharry  |  Kasım 6, 2009, 10:11 am

    müdür yazılar güzel bizim de içimizden geçeni anlatıyor ama bir de resim koysan süper olur :) görsellik her zaman önemlidir…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Kasım 2009
P S Ç P C C P
« Eki   Ara »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

İRTİBAT

tamsahablog@gmail.com

Twitter

follow me

sahaya giren

  • 78.140 kişiden birisin!

Yazar Arşivi

Doctor

best

best

%d blogcu bunu beğendi: