Bu Yıl Galatasaray’ı Biriktirdim
Mart 20, 2011 at 8:42 pm tamsaha Yorum yapın
Biriktirip, derleyip bir araya getirdikten sonra geriye kalan tek şey duyacağım son düdük sesiyle tümünü eksiksiz bir şekilde ateşe verebilmek için beklediğim gün olan otuz dördüncü haftanın bitmek bilmeyecek olan ama bittiğinde de birazcık da olsa rahatlayacağıma inandığım son doksan dakikasına ayarladım çakmak taşını. İşte bu sevimsiz futbol yılının en iyi taktiğiydi. Akıllıca, belki de avutmaca..
Kafamın içinde hiç bu dönemdeki kadar rahatsız edici olamamış Galatasaray’a ait, ucu körelmiş bir kurşun kalemden çıkan karalamalara hedef olmuş kağıt parçaları, karanlık odada acemiye banyo ettirilmiş, içeriye ışık sızdırılmasına engel olunamamış hüzün ve hüsran belgesi niteliğinde yer kaplayan o an’ın tam seçilemeyen ve renklerin iç içe geçtiği anlamsız kareler, belki azıcık da olsa tebessüm, çok çok ve çoook fazla karamsarlık notları var.
Beni güzel hayaller kurmaktan alıkoyan fısıltılar, bir türlü dindiremediğim fısıltıların her bir sonraki hafta biraz daha ses seviyesini yükseltmesi, fısıltıdan da öteye geçerek yoğun gürültülere dönüşmesi ne kadar acı vericiymiş meğer.
Şu yukarıda yazdıklarımdan kurtulmak için sindire sindire bekliyorum son doksan dakikayı.
Her şey elden birer birer kaçmaya başlayınca hedefleri küçülttük, küçülttük yerin dibine kadar küçülttük. Şöyle anlatayım, iyi geçen bir sezonun en güzel meyvesidir Fenerbahçe galibiyeti. Biz amaçlarımızdan o kadar saptık ki her hedefimiz bir sonraki yıllara ukde kaldı. Güzel meyve diye nitelendirdiğim Fenerbahçe galibiyeti ise koca sezonun en büyük hedefi oldu maalesef.
Ve beceremedik !
Kaptansız gemi nereye gidebilir? Bir tanecik bile amacı kalmayan Galatasaray ne yapabilir?
Çok dolduk. Sadece bizi mutlu etmeye yetecek bir tane galibiyet bekledik. Onun sayesinde kenetlenmeyi düşledik. Küskün dostları, arası bozuk sevgilileri bu galibiyetle yeniden birleştirecek o güzel duygunun bize ait olmasını istedik. Galatasaray’ı itin köpeğin önüne sussun diye atılan kemik muamelesi görmesine sebebiyet veren şerefsizlerden kurtarmak, onlara çelme takmak istedik. Merak etmeyin, sonuna ‘’ çok şey mi istedik? ‘’ eklemesi yapmayacağım. Çünkü bu istediklerimizi yapmayarak bizleri üzüntülere boğacaktınız. Bunun için istemedik.
Biz hiçbir şey istemedik Galatasaray camiasından. Çünkü Galatasaray yenilmeye mahkum, toplu halde oynayaman, birbirini kollamayan, atasını, dedesini tanımayan, başarısız, çapulcunun, çirkefin içinde bulunduğu, tarihi kepazeliklerle dolu olan, hiç güzel örneği olmayan bir camia değil mi ? Bizim ne haddimize böyle güzel şeyleri istemek. Değil mi ? Biz ne gördük ki başarı adına ? değil mi ?Yani çapımız ne ki biz ne olalım!
Babasının omuzlarında stada gelen minnacık çocuklar ağlamaya mı mahkum, gülmeye mi?
Şerefli başarısızlıklara ses çıkartmayız ki biz. Fakat şerefsizlere hazmedemiyoruz sadece. Son doksan dakikayı bekliyorum. İnşallah beynimde karalanmış bir halde yer kaplayan ve yakılmayı bekleyen buruşuk kağıtları ateşe verdiğimde, Galatasaray adı altında isim barındıran karalanmış insanlar da önce kül olur, sonra ufak bir rüzgar ile yok olur.
Amin!
Entry filed under: Galatasaray, mustafa inci. Tags: .

















Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed